Ah partisi,
Ahlar partisi..
Adalet dedin, hâkimi sürgün ettin.
Kalkınma dedin, yaz günü kirazı 700 lira ettin.
Parti dedin, saraya post serdin..
Ah partisi,
Ahlar partisi..
Kaç masumun kanına girdin?
Ak parti olarak anılmak isteyen AKP, seçmenlerinin bir kısmının telaffuz edemediği üzere “ah partisi” olup çıktı. Kimimiz ölü, kimimiz yaralı, kimimizin beli bükülmüş, ahlarımızın sebebi.
Ölüm sirkinde bir cambaz, sırat köprüsünde kurbanlarının sırtında köprüyü geçmeye çalışıyor. Bu kurbanlar seni cennete taşır mı? Bu ahlar seni rahat bırakır mı?
Bu ahlar, bir bayram sabahı nefret olup oturmuş yüzüne. Bu ahlar, ölmeden gösterdi sana çirkin yüzünü. Ah ettiklerin tutmadı, ahd ettiklerin yerini bulmadı. Gasp ettin hep, kazanamadın. Çaldın ama doyamadın. Emeğinle kazanmanın onuruyla sırtını yaslayarak yiyemedin öğününü. Hep o nasıl da çarptık ama sırıtışı yüzünde. Gülemedin bir kez olsun, gülümseyemedin genişçe. Hep bir acele, bir telaş, ya sahipleri gelirse? Kazandın ama gönlünce oturamadın tahtında çünkü ahlar aldın, çok ahlar aldın. Sen değil, senin adını taşıyanlara dahi utanılacak bir miras bıraktın.
Ah partisi, ahlar partisi.
Zulümle, hırsızlıkla, utanmazlıkla, şımarıklıkla, yalanla, bühtanla anılacaksın. Çöktüğün haklarla, verdiğin zararla, aldığın ahlarla anılacaksın. Çocukların, gençlerin, anaların, babaların ahıyla lanetleneceksin. Tıpkı Naziler gibi, tıpkı faşistler gibi nesillerce aşağılanacaksın. Senden olanlar, seni reddedecek. Biz yapmadık, o yaptırdı diyecek. Senden güç alanlar güçsüz kalınca, sendeki gücün onların güçsüzlüğünden geldiğini anlayacak.
Başı dik olmalı bir insanın. Zayıf insanlar güçlü liderlere ihtiyaç duyarlar, güçlü insanlar ise iyi insanlara ihtiyaç duyar. Dünyayı iyileştirmek için bir yoldaş daha buldum diye sevinmek için. El birliğiyle çalışmak, üretmek, çoğaltmak, paylaşmak için.
Bu milletin yarısı temiz sudan içmiş, yarısı kirli sudan. Bir kısım “Zeytinliği alacağım” diye carlamış, bir kısım “Zeytinliğim” diye ağlamış. Bir kısım ormana beton dikmiş, bir kısım betona bakıp bu çirkinliğin ormanımın görkeminde ne işi var demiş. Ne mutlu ki iyiler kötüler kadar çokmuş. Bu ülkede satın alınabilecek bir avuç hâkim, savcı varmış; bütün pis işler onlara kalmış, böylesini ayıklamak çok kolaymış.
Gel zaman, git zaman, elde avuçta bir şey kalmayıp da ah edince halk anlamış; bu işin sonu yaşmış. Ah partisi meğer ahlar partisiymiş.. Meğer onlara verdikleri zaten onlardan aldıklarıymış.
Ah partisi, vatandaşıyla uğraşır. Memleketiyle uğraşır. Toprağı sıkıp suyunu çıkarır. Suyunu ellere dağıtır, faturasını halka ödetirmiş.
Ah partisi, ahlar partisi, bir dakikacık nefes aldırmaz. Kıskançtır, ondan başka hiçbir şeyle meşgul olmamıza izin vermez. Her daim hatırlanmak, her daim nefret edilmek, her daim sövülmek ister. İşte bu yüzden vatandaşın zararına ne bulabilirim diye düşünür, taşınır, şeytanın aklına gelmeyecek yöntemleri bulur.
Önce vurur, sonra “Daha fazla vurmamı istemiyorsanız, benden yana olacaksınız.” dermiş.
Ahali bu işe şaşırır, bu ne biçim yasadır? Hangi kitapta yazılıdır?
Yazılmamıştır, ah partisinin gönlünce bir yasa henüz bulunamamıştır. Uğraşır ama bir türlü uyduramaz bir kötülük serbest yasası. Çünkü her daim yeni yeni kötülükler icat etmektedir. Haliyle hiçbir kelime yetmemektedir ah partisine, hangi kötülükler serbesttir?
Ah partisi, ahlar partisi. Ya sen bizi yok edeceksin, ya biz seni. Belki de bunca kötülük başına dolanır diye bekleyenler katıldı kervanına, yağ döşedi yoluna.
Ah partisi, ahlar partisi..
Bir “eeehh” ile yeneceğiz seni..
Ohh, diyeceğiz sonra ohh, kurtulduk..
Bitti..



