Sıkılmaya asla vakit bulamadığımız, kültür & sanatla ilgilenmenin bir tedavi yöntemi olduğu şu günlerde çoğumuz derin bir umutsuzluğa sürüklendik. Ancak eş zamanlı olarak da havlu atmak yerine yine çoğumuz her güne onlarca rezaletin ve maalesef suçun düştüğü bu ortamda çok umutlu. Çünkü hissediyoruz, artık gidecek yerleri kalmadı, bizim de kalmadı. Hep birlikte büyük finale doğru ilerliyoruz. Ya gücü birbirine sıkıca tutunmakta ve dış mihraklarda bulmaya çalışanlar kazanacak yahut gücünü haklılığında ve birbirine sıkıca tutunmakta bulanlar kazanacak.
CHP’nin 2019 seçimlerinden beri üzerine üzerine gelen bir heyula var. CHP büyüdükçe heyula da büyüyor, biçim değiştiriyor. Bir, çoklu saldırının etkisinde CHP, her güne başka bir olay düşüyor, tıpkı bizim gibi. Buradan seçmenle arasında bir bağ da gelişiyor elbette. CHP de, seçmen de iktidarın yaylım ateşinden nasibini alıyor ve birbirine tutunuyor.
İktidar halka ve CHP’ye yönelik bu yaylım ateşini açan askerlerine ödülü kendisi dağıtmıyor, onlar kendi ödüllerini kendileri seçiyor. İktidar sadece bu alış-verişi görmezden geliyor, böylece onları kendisine mahkûm ediyor. Yarın bir gün onlardan kurtulması gerektiğinde de bu suçları önlerine koyuyor ve tasfiye edilme esnasında suç ortakları ağızlarını açıp gık diyemiyorlar.
CHP lideri Özgür Özel, kendisini en çok köşeye sıkıştıran figürlerden biri olan Akın Gürlek’i hedef tahtasına koydu. Onunla ilgili ifşaatlarda bulunacağını söyleyerek ona zaman tanıdı. Bu zamanı belli hatlarda geri adım atsın diye mi tanıdı, yoksa bir tedirginlik yaratmak, şovun cazibesini arttırmak için mi, bilemiyorum. Aslında Akın Gürlek operasyonlarına başladığı anda kullandığı yöntemlere öfkelenip ilan etmişti Özgür Özel, “Sert kayaya çarptın Akın, sert kayaya çarptın.” demişti. Bu ifşaatlarla bu sert kayanın neler yapabileceğini görüyoruz.
Özgür Özel’in tanıdığı zaman içerisinde Akın Gürlek olacakları bekledi ve o sırada bizlere adaletin nasıl bir şey olduğunu tarif etmeyi denedi. Savcı olduğu dönemde yapamadığı AKP teşkilatı gezilerini yaptı.
Sonunda Özgür Özel elindeki belgelerle Akın Gürlek’e ait tapu kayıtlarını ifşa etti. Akın Gürlek reddedince bu sefer taksit ödemelerini ifşa etti. Akın Gürlek babasının kulağına kadar giden iddialarla ilgili sonunda açıklama yapmak zorunda kaldı ve cevabı, “Sayın cumhurbaşkanımız bana cevap verme dedi” dedi. E, sükut ikrardandır?
Biliyorsunuz, AKP işlediği suçları gizlice değil alenen işler ve bu suçlarla ilgili karşı koymak isteyenleri de tam olarak buradan vurur. Göstere göstere yaptığı haksızlıklarla itiraz eden bir avuç muhalifi çaresizliğe sürükler çünkü hak arayacakları bir mekanizma kalmamıştır artık. Çoğunluk çoktan vazgeçmiştir hak aramaktan, bu bir avuç muhalif de böyle böyle teslim olacaktır. Böylece ayaklarına bağ olacak kimse kalmayacaktır.
Tam bu noktada bir şey oldu, CHP ve halkın geniş bir kesimi haksızlıklar karşısında güçlerini birleştirdi. Her ne kadar itirazlar henüz sonuç getiremese de en azından artık bir aradayız.
Akın Gürlek bakan olduğunda savcılık makamında etrafındaki kimse tarafından sorgulanamazken, meclis yemini esnasında CHP’li milletvekilleri tarafından kendisine halkın öfkesinin bir kısmı gösterildi. Büyük bir şov ve gövde gösterisi olacağı zannedilen yemin töreninde, AKP’lilerden oluşan bodyguardlar tarafından korunurken sesi titreyerek okudu yeminini. O sahne bir gövde gösterisi değil, korkunun fotoğrafı oldu.
İktidarın Akın Gürlek’i İBB davalarından alarak fos çıkacak olan iddianame halkın önüne düştüğünde makamında kalırsa davanın hiçbir ağırlığı kalmayacağı için İBB davaları konusunda zaman kazanmak ve eğer zaman aleyhlerinde işlerse geri adım atabilmek amacıyla bakan yaptığını düşünüyorum. Böylece oluşacak tepkilere göre bakan olduğu için üst perdeden konuşma imkânı elinde bulunduğundan bu makam sayesinde korku yayabilir ve insanları susturabilirdi. Ancak korku yayamaz ve davalar iyice tepki toplarsa, davalarda geri adım atabilir, yavaş yavaş tahliyelere başlayarak tansiyonu düşürebilirlerdi. Üstelik bunu da yine Adalet Bakanlığı gibi bir makamın başına davanın savcısını getirerek bir kibir içerisinde yürütebilirlerdi. Yani tabiri caizse hem suçlu hem güçlü olabilirlerdi. Bir süre sonra da bir bakan değişikliği ile Akın Bey’in yıpranan imajından kurtulabilir ve denedik, olmadı diyebilir, yenilgiyi hiç üzerlerine almadan başka bir taarruza yönelebilirlerdi.
Özgür Özel’in Akın Gürlek’e yönelttiği eleştiriler ve oluşturduğu kamuoyu iktidarın yol haritasında revizyona gitmesini gerektiriyor. Şimdi İBB davalarında tahliyeler başlasa, bunu iktidar lütfetmiş olmayacak, Akın Gürlek ifşaları sebebiyle geri adım atmış gibi görünecekler, bu yüzden yapamazlar. Öyleyse ne olacak?
Öyle zannediyorum ki birkaç temsili tahliye ile tansiyon düşürülecek ancak asıl beklenti karşılanmayacak ve CHP’nin üzerinde tansiyon yükseltecek bir mesele olarak kalacak davalar. Belki bu sırada İBB davasında düşüremedikleri tansiyonu diğer belediye başkanları üzerinden düşürmeyi deneyecekler.
“Yani ne diyorsun NBA? Özgür Özel Akın Gürlek’in üzerine gitmese daha mı iyiydi, dava arkadaşlarının içeride kalma süresini Özgür Özel mi uzattı?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Elbette gitmeliydi, bu oyun böyle oynanır. Eğer rakibinizin hamlesine göre hamle yaparsanız oyuncu, rakibinizi size göre hamle yapmaya zorlarsanız, oyun kurucu olursunuz.
CHP nihayet savunma hattından taarruza geçti, gazaları mübarek olsun.
Vatandaş heyecan içerisinde bu harbin nasıl biteceğini izliyor.
Aslında hepimiz nasıl biteceğini biliyoruz, çünkü tarih tekerrürden ibarettir.
Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,
Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas



