İktidar sadece yapısal olarak değil, görsel olarak da bürokratlara teslim olduğunu ifşa ediyor bir süredir. İktidarın “vizyonunu” Mehmet Uçum açıklıyor, yol haritasını Akın Gürlek Açıklıyor. Bu durum AKP seçmeni ve parti arasındaki kopukluğun ve ilişkilerin ne aşamaya geldiğinin de bir göstergesi.
Ortada siyaset yok, politika yok, bir kavga ve keşmekeş görüntüsü var.
Kiminle kavga ediyorlar?
Vallahi sadece muhaliflerle değil, gölgeleriyle bile kavga ediyorlar artık.
İki bürokrat da seçim tarihi paylaşıp duruyor. Madem seçim yok gündeminizde, neden sürekli seçimi iktidarınızın kanının son damlasına kadar erteleyeceğinizi söyleyip duruyorsunuz? İktidar bürokratları “Seçim gerçek zamanından bir ay önce olacak.” Diyerek erken seçim beklentisini sönümlendirmeyi amaçlayan açıklamalar yapıyor ancak bazen bir olay, bazen bir cümle aslında olanı kolayca ifşa ediyor. Erdoğan’ın seçimi atlatılacak bir merhale olarak gördüğünün ifşası, AKP siyaseti için geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelindiğinin en açık ifadesi.
Seçim yapmak ve seçim kazanmayı bir tür doping gibi kullanan bir siyasi hareket, bugün siyaseten elde edemediği seçmeni yargı yoluyla kendisine maruz bırakıyor. Terk edilen bir erkeğin onu terk eden kadını ve çevresini tehdit eden saplantılı davranışları gibi, asla rıza üretemeyeceği bir aşamaya geldiler. İktidarın seçmeni kendisine zorlayan bu tavrı Türkiye’nin geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelmesinden ziyade AKP ve MHP’nin geri dönüşü olmayan bir aşamaya geldiğinin göstergesi.
Zaten iktidar her ne derse desin, hangi hukuki operasyona kalkışırsa kalkışsın, altından yine kendilerine dair bir yıkılmışlık anlatısı çıkıyor. Çünkü aslında sahip olmadıkları gücü göstermeye çalışırken bu gücün ne kadar da kendiliğinden olmadığını faş ediyorlar.
Muhalif seçmenin her yeni aşamada öngördüğü şekilde kendini de bitirerek yıkılıyor AKP.
AKP iktidarının bu ülkeye rasyonel hiçbir faydası olmadı, safi zarar. Ancak politikaları, söylemleri, siyaset dilleri ve eylemleriyle bu ülkeye büyük dersler veriyorlar. 25 yıldır ezber ettiğimiz cümleler bir gün birilerinin ağzında gezinirse yeniden, o yolun sonunun nereye çıktığını çok iyi bilecek ve anında uzaklaşacağız oradan.
İktidarın kazık attığı insanların arasına kendisine sarsılmaz güveniyle bağlı insanları da katmasının ardından büyük finale az kaldığını daha iyi anlayabiliyoruz.
Yıllarca kendisini dokunulmaz kılan bu iktidarın kendi kendini yıkması en doğru olanıydı belki. Muhalefet partilerinin eleştirirken nasıl bir dil geliştirmesi konusundaki mühendislik faaliyetlerinin işe yaramamasının en temel sebebi AKP halkı ikna etmiyordu, AKP halkın büyük çoğunluğunun ta kendisiydi. Haliyle AKP’yi karşılarına aldıklarında halkı da karşılarına aldıklarını çok iyi bilerek konuşamıyor yahut konuşuyor ama hiçbir yere varamıyorlardı.
AKP ve seçmeni arasındaki ilişkiyi, toksik olduğu kadar tutkulu ilişkilere benzetiyorum. Ne deseniz düşman olarak algılanacağınız ve nihayetinde kendi hallerine bırakıp mahvolmasını izlediğiniz çiftler gibiler. Neyse ki seçmeni ve AKP arasındaki saplantılı toksik ilişki dışarıdan müdahaleye izin vermemesine rağmen kendi kendini bitirme aşamasına geldi, tıpkı bu ilişkilerin doğasında olduğu gibi.

Örneğin, erkek iş batıran bir serseridir ama kadın öyle âşıktır ki, adamın her vaadine kanar, her hayalini kendi hayali beller ve elinde avucunda ne varsa verir. Onun, kendisinin olmayı başaramadığı fenomene dönüşmesini ve bunu sağlayan insan olmayı umar.
Adam kadını arkadaş çevresinden uzaklaştırmak için onu aşırı sahiplenir gibi davranır ama aslında onu uyaracak sağlıklı ve güvenli ilişki bağlarını koparıyordur. Kadın kimsenin onu sahiplenmediği kadar sahiplenen bu kişi için tüm dünyayı karşısına alır ve başına gelecek her dolandırıcılığın kilidini açmış olur. Dışarıdan ne dense nafiledir, asla söz anlatamazsınız. Yıllar geçer, kadın adam kaybettikçe ağlar, adam yeniden bir hayalle geldiğinde yeni hülyalara kapılır ve ona yeniden güvenir ancak zaman içerisinde tekrar eden hayal kurma ve hayal kırıklığı döngüsü onu en başından beri duyduğu ve kendisinin de içten içe bildiği ama kabullenmeyi reddettiği hakikati kabul etmeye zorlar. Hepiniz bilirsiniz, böyle dönemlerde son bir güvenme çabasına girer aldatılan kişi çünkü kendini adadığı ve yıllarını heba ettiği ilişkinin bir aldatmaca olduğunu kabullenmek tüm benliğini tehdit eden, koca bir aptal olduğunu itiraf etmek zorunda kaldığı son demdir.
İşte bu son SPK olayı, AKP ve seçmeninin partisiyle ilişkisini kaçınılmaz yüzleşme boyutuna sürükleyen olay oldu bence. İçleri kan ağlayarak da olsa kabullenme aşamasına geçmek zorunda kalacaklar. Çünkü o tabaka aşağı tabakayı da yukarı çekmeye teşvik eden tabakaydı aynı zamanda. Ne yani bu kadar mı? Hikâye burada bitti mi? Hayır, hikâyenin icra kâğıtları kısmına geliyoruz şimdi. Gerçekliği görmek yetmez, bir de yıllar boyunca kendini kandırmanın bedelini ödeme aşaması var yaşanması gereken.
AKP seçmeni şimdi yıllardır aşık olduğu adam yüzünden gelen icra kâğıtlarıyla ilgilenmek zorunda kalan kadın gibi, gerçekliği reddetmenin sonuçlarına katlanacak bir süre.
Şimdi gıcıklık yapma sırası bizde, ne diyelim?
Biz demiştik..
Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Ancak bu sitenin giderleri var ve tek başıma karşılıyorum. Beni desteklemek isterseniz, lütfen Patreon hesabımdan 3 dolarlık bir abonelik oluşturun.
Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas



