Erdoğan’ın yerinde olsam ne yapardım?

Erdoğan için onurlu çıkış formülü yazıları yazıyor iktidar yanlısı kalemler. Bu aynı zamanda nasıl bir durumun içerisinde olunduğunun da itirafı niteliğinde. Çevresi bu arayışın içerisinde olabilir can havliyle ancak Erdoğan’ın böyle bir arayışta olduğunu hiç zannetmiyorum. O muhtemelen çıkışın olmadığı bir kale arayışında olmalı, sonuna kadar bunu zorlayacaktır. Olmadığında ise son çare beyaz bayrak sallamak olmayacaktır. Çünkü hiçbir uzlaşı, şuan sahip olduğu imkânların telafisi olamaz.

Erdoğan çıkış formülü aramıyor olabilir ancak çevresindekiler arıyor. Erdoğan hayatta ve yeniden cumhurbaşkanı adaylığı için her yolu zorlamasına rağmen çevresindekiler Erdoğan sonrasına hazırlanıyorlar. Hem saray eşrafı, hem muhalefet Erdoğan sonrasına hazırlanıyor. Bu süreçte elbette tüm dizilerin finallerinde olduğu üzere aslında kim kimmiş, meğer kimler kimlerle berabermiş bunu öğreniyoruz.

Sarayın muhalefete donatıp yerleştirdiği hainlerden, aynı takımda yer aldığı düşünülen müttefiklerin savaşına kadar her şey faş oluyor. Bilal Erdoğan babasından kalmasını umduğu koltuğu hak edebileceğini göstermek isterken Akın Gürlek prensin ben olayım mücadelesinde. Bu uğurda gözünü öyle bir karartmış ki ancak Erdoğan’ın cesaret edebileceği çılgınlıklar yapıyor. Kendisi için diğer tüm seçenekler, muhalefetin kazanmasıyla eşdeğer bir bedele uzanıyor çünkü. Hakan Fidan devleti de önceleyen çabalarla görevi devralmaya çalışırken, Berat Albayrak damatlar da prens olabilir gayretinde. Mücadele öyle bir aşamaya geldi ki, aralarındaki mücadelenin sertliğini, kendilerine araç edindikleri aparatlardan öğreniyoruz.

Muhalif gazeteciler düşman muamelesi yapılarak dışlandığı için saraydan sızan tüm haberler bir zamanlar devlete sızmaya çalışan Sızıntı Dergisi kadrolarından geliyor enteresan bir şekilde. Belli ki hâlâ önemli mevzilerde kaynakları var. Bilmediğimiz bir şey mi bu diyebilirsiniz. Bildiğimiz bir şey ama bilmediğimiz kısmı şuydu, bu kişiler savaşta mevzi alacaklarına ifşa yapma sürecinde olduğuna göre, kendilerinin bu köşe kapmacada bir yeri yok demektir. Sadece dedikodu hizmeti veriyorlar. Buradan çıkarılacak ders şu, muhalefet hiçbir zaman sızıntı gayretinden vazgeçmeyecek olan bu kişilere karşı uyanık olmalı.

Özgür Özel, Erdoğan’ı butlan atadığına pişman edecek bir performans sergiliyor. CHP’nin bagajından kurtulan Özel ise adeta bir Anka kuşu gibi uçuyor Türkiye semalarında. CHP’nin 6 okundan çekinen bazı halk kesimleri bile sakınmadan yanaşıyor Özgür Özel’e. Biri davul çalıyor, biri ciğer sarıyor, biri eline lahmacun tutuşturuyor, biri sedirde çay ikram ediyor. Adeta ortaokul çağlarında yatılı okula gidip yıllar sonra büyük adam olup köyüne dönen ve kibirle ahaliyi teftiş eden bir bürokrat değil de köyüne hasret kalmış bir evlat sıcaklığında kucaklaşıyor halkıyla.

Özgür Özel karizmatik bir lider değil, otokrat değil, kibirli değil, resmi değil. Halk Özgür Özel’i karizmatik bulmuyor, onu seviyor. Bir halk bir lideri sevdi mi, o sevgi bağını kendisinden başka kimse koparamaz. Özgür Özel bunu başardı. Halk gözü yaşlı onun istikbalini, mürüvvetini görmeyi bekliyor şimdi heyecanla.

Erdoğan bir müddet daha butlan ekibinden ihanetlerinin neticesini görmeyi bekleyebilir ancak yeni partinin CHP’den daha fazla ilgi çektiğini görür görmez, kapısını kırdırdığı, masalarını darmadağın ettirdiği genel merkeze dönmelerini umabilir.

Aslında Erdoğan var gücüyle Özgür Özel için çalışıyor. Onun adına partisindeki kirli insanları ve hainleri eliyor, onu halka itiyor. Kimlerle uzlaşıp kimlerden uzak durması gerektiğini gösteriyor. Bahçeli’den medet ummak yerine git halkla bağ kur diyor. TV kanallarında mülakat vereceğine selfie kameralarına gülümse diyor. Kılıçdaroğlu’na sırtını dönmemek için çok direttin ama bak bu adam aslında benim adam anla artık diyor. Ben ettim, sen etme diyor, kirli insanlarla yola çıkarsan en fazla çeyrek asır hüküm sürebilirsin diyor. Örgütü ben bağladım, sen Selahattin’le helalleş diyor. Özgür Özel’in çalışması gereken tüm kadroları Silivri’de bir kampta topladı, zaman zaman onlarla bir araya gelip yol haritasını tartışıyor Özgür Özel.

Erdoğan Özgür Özel’e uçmayı öğretiyor..

Madem Erdoğan bizim için bu kadar iyilik yapıyor, ben de ona bir iyilik yapayım. Ben olsam içerisinde bulunduğu sıkışmışlıktan nasıl çıkardım, onu söyleyeyim.

İlk iş Akın Gürlek’i görevden alır, düşmanımı parlatmaya yarayan tüm davaları başıma saran Gürlek’i davalardan sorumlu tutup o çıkmazdan sıyrılırdım. Aldatıldım kısımlarına girmeye hiç gerek yok.

Bilal’den daha karizmatik bir varis bulurdum, bir kadın mesela. Aileden veya değil, şaşırtıcı bir çıkış olurdu.

Hakan Fidan’ı daha da parlatır ama kelepçesini gevşetmezdim, bu girdaptan sıyrılırken önemli bir müttefik olurdu.

Kimsenin beklemeyeceği üzere kurumlardaki liyakat sorununu sürpriz atamalarla çözemez ama bir tampon uygulayarak cerahati güvenli bir şekilde açardım. Böylece “Erdoğan sonrası için” seçimi başkaları değil, ben yapmış olurdum. Özgür Özel’i daha fazla sıkıştırmak ve işleri geri dönülmez bir halde zorlamak yerine bir kurul oluşturup mülakat masaları kurdururdum, çünkü gidişat belli. Neden ya herru ya merru olsun?

Dünyadan aldığım son kredileri sıkıştığım yerdeki duvarı yükseltmek için değil, kendime bir köprü yapmak için kullanırdım. Halkın büyük bir kısmının nefretini perçinlemek yerine hoş bir sadâ bırakmayı yeğlerdim.

Askeri öğrencileri görevlerine iade eder, gözaltı dalgasına bir son verirdim. Sosyal medyayı serbest bırakır, eğlence dünyasıyla uğraşmayı terk ederdim ki insanlar her alanda varlığımı hatırlamak zorunda kalmasın, benim haricimde meşgul olacak şeyler bulabilsinler. Mümkünse beni biraz unutsunlar isterdim.

Ama ben Erdoğan değilim ve o bunların hiçbirisini yapmayacak.

Bildiği en iyi şeyi yapmaya devam edecek ve tüm kontrolü elinde tutmaya çalışacak. Böylece kadroları ifşa sürecini hızlandıracak, daralan ekmek yüzünden sermayeye daha fazla alan açmak zorunda kalacak, insanları sürekli kendisi hakkında konuşmaya mecbur edecek ve halkın öfkesini daha fazla çekecek.

Eh, ne diyelim.

Rabbim hayırlısını nasip etsin..


Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,

Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas