İktidar piramidi

AKP iktidarı için, iktidar ama muktedir değiller derim hep. Bu ne anlama geliyor? İktidarın her enstrümanına sahipler ama o enstrümanlarla zor kullanmadıkları müddetçe diledikleri hiçbir şeyi yaptıramıyorlar. Örneğin bir insanı eşiyle, canıyla tehdit etmedikçe, malına çökmedikçe, zor kullanmadıkça kendi tarafına çekemiyor, özgürce hareket edebilecekleri alanları kalmadı. Eskiden böyle miydi? İktidar sahipleri talep eder, yapacak gönüllüler sıraya dizilirdi. Şimdi öyle değil.

AKP iktidarını artık blokları tükenmiş, yıkıldı yıkılacak bir jenga kulesine benzetiyorum. Masanın üzerinde tüm stresiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Öyle bir stres ki, değil dokunmak, içerideki odada bir kapı sertçe kapansa yahut rüzgârla bir pencere aralansa yıkılabilir. İşte bu yüzden kimse konuşmasın, kimse davranmasın diye olağanüstü önlemler alıyor, tehditle, baskıyla var olmaya çalışıyorlar.

İktidar bir varoluş savaşı veriyor. Varlığını devam ettirebilmek için ihlal etmediği alan kalmadı. Peki ya bunca suç ve günahla nereye kadar devam edebilir? Sırtında taşıdığı küfe her gün birilerine borçlanmasına, birilerine yeni imtiyazlar tanımasına sebep oluyor. İktidar artık alan değil, veren. Bağışlayan değil, çöken. Haliyle bağışladığı ve beslediği dönemdeki saltanatını sürdürmesi imkansız. Artık sadece varoluşunu tehdit eden muhaliflere değil, varoluşunu sürdürmesini sağlayamayan yandaşlarına da öfkeyle saldırıyor.

Peki ya muhalifler ne yapıyor? Oh, oh yıkılmalarına az kaldı diye kenardan izliyor mu? Direniyor mu? Ne kadar direniyor? İktidar bir varoluş savaşı veriyor da biz de onlara direniyor değiliz, biz de varoluş savaşı veriyoruz. Biz de cumhuriyeti, demokrasiyi, bilim temelli eğitimi, hatta yaşam piramidindeki en önemli kaynaklarımızı kaybetmiş, var olmaya çalışıyoruz. Artık yaşam standartlarımızı bir şekilde korumaya çalışmıyoruz, var olmaya çalışıyoruz. İktidarın ölüm kalım savaşı, artık bizim de ölüm kalım savaşımız.

Anti-Erdoğan, Anti-AKP eğilimli ciddi bir seçmen kitlesi var. İktidar baskı alanını genişlettikçe, bu seçmen kitlesine yeni yeni tanınmamış yüzler dahil oluyor. Çünkü kimse başka bir yapıyı kendinden öte desteklemez.

Erdoğan kendi seçmeni kadar, hayatı boyunca mücadele ettiği muhalif seçmen kitlesini de çok iyi tanıyordu. Bu zaman kadar muhalefeti dizayn ettiğini gördüğümüz bu günlerde şunu da görüyoruz. Muhalefeti anlayacağı dilden dizayn etmiş.

Özgür Özel ve ekibine tek eleştirim şudur, iktidar bizim anlayacağımız dilden bir muhalefet ürettiyse, bizim de anlayacakları dilden bir muhalefet geliştirmemiz gerekiyor. Sanki hukuk varmış gibi, sanki durabilecekleri bir sınır varmış gibi üretilen çözüm önerilerinin iktidarda da halkta da hiçbir karşılığı yok, bu yöntemlerle sonuç almak mümkün değil.

Örneğin, hukuki süreçleri takip ederek CHP’ye darbe yapan butlan ekibini yenmeye çalışmak gerçekten manasız bir çaba. Butlan ekibinin tüzüğü ve mahkeme kararını işine geldiği gibi yorumlamasına hayretler içerisinde karşılık verme, bunlar zafiyet göstergesi oluyor. Adamlar kurultay yapıp kendileri sizin koltuklarınıza oturmak için gelmedi, hayır. Adamlar CHP’yi önümüzdeki seçimlere sokmamak ve CHP’yi bitirmek için geldi!! Ne Özgür Özel, ne kurultay, ne intikam, ne de iktidar olmak umurlarında değil. Onlar, CHP’yi bitirme ihalesini alan bir darbeci topluluğu.

Cumhuriyet Halk Partisi binasına polis zoruyla girildiği gün, yepyeni bir seviyeye girdiğinizi anlamalı ve hukuki süreçlerle oyalanmamalıydınız. Evet, partiyi geri almak için mücadele edilmeliydi ama hukuki olmayan bir süreçle hukuki süreç yürüterek mücadele edilmez. Hemen kurultay talebi de inanılmaz manasız bir talepti çünkü kurultayda bir hata olmadığını iddia eden sizsiniz. Ne o? Saraya ve darbeci ihanet çetesine kurultay mı beğendireceğiz. Bunların CHP’yi ele geçirmek için bahane olduğu açıkken, hemen tamam o zaman yeni kurultay yapalım söyleminin gerçekten ne sarayda ne seçmende bir karşılığı yok.

Değil saray, seçmen bile CHP’ye yapılan darbeyi bu şekilde savuşturamayacağınızı biliyor. Topla tüfekle evinizi basan insanlara, biraz makul olalım, kuralına göre çözelim bu işi demek, evi basanları sadece kahkahaya boğar.

CHP Genel Merkezi’nin önünde binlerce insan günlerce hain Kemal sloganları atsa, o binada kalabilirler miydi?

Tekrar ediyorum, iktidar bizim anlayacağımız dilden bir muhalefet ürettiyse, bizim de anlayacakları dilden bir muhalefet geliştirmemiz gerekiyor.

Şiddet içermeyen, toplumun birlik ve bütünlüğünü de sağlayan, halkın uğradığı zulümle Özgür Özel ve ekibinin uğradığı zulmü birleştirip duygusal bir bağ kurmak ve onu sağlamlaştırmak mümkünken, iktidarın görmek isteyeceği manzaraları veriyor, nafile hukuk çabalarına girişiyorlar.

CHP’li belediyelere operasyon yapılan davalarda da aynı hatalar yapıldı. Mahkemede aklanacağız denildi. Hangi mahkeme? Arkadaşlarınızı hiçbir delil olmadan, tehditlerle aldıkları beyanlarla hukuksuzca tutuklayan mahkemede mi? Ekrem İmamoğlu ve birçok belediye başkanı ve bürokratları bir yılı aşkın süredir cezaevinde. Her gün bir itirafçı itiraflarını baskıyla yazdırdıklarını yani onların aslında birer iftira olduğunu itiraf ediyor. Buna rağmen başkanlar ve masum bürokratlar hâlâ içeride.

Seçilmiş CHP üyeleri ise bu gerçekliği bir yıldır yaşamasına rağmen yangın CHP Genel Merkezine kadar ulaştığında hâlâ hukuki süreç takip ediyor.

İyi olmayacak ama kimse için içi olmayacak ey AKP elitleri. Birileri ağlarken siz gülemeyeceksiniz, yazın kenara.

Yazık ettiniz hepimize..

Ama umutsuz muyum, asla değilim. Çünkü millet can derdinde.


Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,

Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas