Saray bu günlerde kara kara düşünüyor,
Özgür Özel’i tutuklasak da mı saklasak, tutuklamasak da mı saklasak?
30 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen iki bayramlaşma, iktidarın ağzının tadını iyice kaçırmış olmalı. İktidar aslında Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden CHP’yi bölmek istiyor istemesine ama sadece küçücük bir ısırık alabileceğini de biliyor bence.
Peki, işe yaramayacağını bildiği halde neden yapıyor böyle çirkin bir hamleyi?
Başka çaresi yok da ondan.
Ne siyaset yaparak, ne ekonomiyi düzelterek iktidarda kalma şansı yok artık. Bu yüzen seçimsiz bir sisteme geçmeye kilitlenmiş durumda ama necip halkımız çoktan demokrasiyi içselleştirmiş, her gün yeni bir kâbusa uyandığı bir ülkede seçme hakkının elinden alınmasına seyirci kalır mı hiç?
İktidarın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden asıl ölçmek istediği, biraz daha ileri giderlerse halkın kendilerine olan öfkesinin miktarı. Bunun cevabını da Güven Park’a ve sosyal medyaya bakarak aldılar. İktidar o öfkeye iyi baksın, orada hain denen Kemal Kılıçdaroğlu olabilir ama hain hakaretinin kaynağı iktidar safına katılmış olması. Kılıçdaroğlu’nun göğsünde yumuşattığı öfke, Özgür Özel’i muhaliflerin elinden almaya kalkarlarsa sarayın görebileceği öfkenin bir kısmı. Bir kısmı diyorum çünkü öfkeyi hâlâ Özgür Özel yönetiyor.
Saray bu sefer CHP ile gündem değiştirmiyor, gündem bizzat artık şu soruya kadar dayandı: İktidar karşı devrimi tamamlamayı başarabilecek mi?
Haliyle halk artık şu sorunun cevabını veriyor: Ben mi, saray mı?
Bu kadar gererseniz, ok yaydan çıkar. Keşke vakitlice gitmeyi bilseydiniz.
İktidar Özgür Özel’den kurtulmak istiyor istemesine ama öte yandan halkın öfkesinin son raddede olduğunu da görüyor. Tamamen çığırından çıkmaması için kontrollü çıldırmalar veriyor halka..
Bugün Özgür Özel, kaynayan bir düdüklü tencerenin ıslık çalan emniyet valfidir. Etrafına topladığı kalabalıklar, iktidar için uyarı niteliğindedir. Eğer Özgür Özel’i alır, yani emniyet valfini kapatırsanız, ıslık sesinden kurtulmazsınız, düdüklü tencere patlar!!
İktidar mensupları neden bir an olsun durup halka rahat bir nefes aldırmıyorlar da sürekli tencerenin altını harlıyorlar, anlamak mümkün değil.
Ekonomiyi düzeltmiyorsun, siyasi operasyonlara son vermiyorsun, halka bir umut vermiyorsun, doğa talanına dur demiyorsun, halkın tapulu arazilerine el koyuyor, emekli maaşına bile haciz imkânı getiriyorsun. Çocukların emniyetini sağlamıyor, gıda güvenliğini yok ediyorsun. Halk zehirli gıdaya bile erişemiyor. Bütün bunlara rağmen siyasi operasyonlarla ülkeyi geriyor da geriyorsunuz. Sanki Allah belamızı verse de rahatlasak diyorsunuz.
Halkın rahatlayacağı, sizden kurtulmayı umut ettiği için umut bağladığı bir lider var. Onu da ellerinden alınca ne olacağını zannediyorsunuz? Ekrem İmamoğlu alındığında yaşanan şok, Özgür Özel’in savaş zırhını giymesi ve meydanlara çıkmasıyla sönümlendi biraz. Özgür Özel’i de alırsanız, halkı sakinleştirecek son mekanizmayı da kapatırsanız, olabilecekler herkesçe malum bence. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan, umudu bile elinden alınan insanlar size neden tahammül etsinler?
İktidarın bunca zulüm ve ekonomik kriz karşısında halka sunacak neyi var? Ortaya koydukları hiçbir proje yok. Vadettikleri tek şey Bilal 🙂 Bilal’in şehzadeliği, daha dindar bir rejim, Orta Doğu’da söz söyleme ihtimali, halkın umurunda mı sanıyorsunuz?
İktidar dünkü Güvenpark bozgununun ardından ilk fırsatta hassas bir konuda el arttıracak, eş zamanlı olarak da daha önce el arttırdığı başka bir hassas konuda tansiyonu düşürecektir.. Örneğin, bir yandan yeni tutuklamalar yapılırken, öte yandan tahliyesi beklenen ama sürekli ertelenen birileri tahliye edilecektir.
Akıllarınca bir yandan kuyruğu dik tutup, öte yandan lütufta bulunuyorlar.. Böylece fiilî olarak sultanlığın keyfiyetini yaşıyor ve gösteriyorlar.
İrade, iktidar ve kalabalıklar..
İktidarı elde etmek isteyen insan, önce iradesini ortaya koymalı. İradesini ortaya koyan insan sırf kendisini ortaya attı diye önünde yollar açılmaz. Tam tersine, evren bu kişinin önüne engeller koyar. Çünkü uğruna iradesini ortaya koyduğu şeyi ne kadar istediğini ve ona ulaşmayı ne kadar hak ettiğini, ona ne kadar layık olduğunu göstermesini ister. Kişi pes ederse, iradesini ortaya koyduğu ideale layık olmadığını zaten kendisi de kabul eder ve vazgeçer. Ancak hiçbir yılgınlığa kapılmadan engelleri aşıyorsa, bir güven gelir ve engellerin daha zoruna, daha zoruna hazırlar kendini.. O engelleri aştıkça evren de şevke gelir ve bu sefer her yeni engeli aştığında konfetiler yağmaya başlar başına. Sonra alkışlayanlar peyda olur etrafında. Çünkü herkesin iradesi onun kadar güçlü değildir ve insanlar ona bakıp iradelerinin potansiyelini izlemek isterler.. Vay be, derler ve olmak istedikleri ama asla olamayacakları insana bakarlar hayranlıkla. Onun ne yapacağını, nerede yüceleceğini, nerede sendeleyeceğini ama düşmeyeceğini, nerede kazanacağını, nerede kaybedeceğini hep bilirler. Kendilerinden bilirler, yürümedikleri ama daha önce üzerinde çok düşündükleri yollardan bilirler..

Evren, iradesini gösteren insanı sever ve ödüllendirir. İktidar, ancak iradesi güçlü olana verilir.
Verildiği anda iktidarın sahibi olamazsınız ama. Elinizde tutmak, ona sahip olmaya layık olduğunuzu ispatlamanız gerekir bu sefer de. Bu yüzden iktidarı elde ettiğinizde de sırtınıza yaslanamazsınız. Aynı hırs, irade ve arzuyla ona sahip olmaya devam etmeli ve onun uğrunda savaşmalısınız.
Tabii, burada iktidara sahip oluş öykünüzde belirleyici olan ahlaki bir davranış biçimine sahip olmanız değildir. Belirleyici olan şevkiniz, hırsınız ve iradenizdir. Bunlara ahlakın eşlik etmesi sadece şu işe yarar, iktidar hikâyeniz anlatılırken latif anılar mı anlatılacak, vahşi ve utanç verici anılar mı?
Yani evren sırf ahlaklı mücadele ediyorsunuz diye ödüllendirmez, o sadece yaratmak ve yaşatmakla ilgilenir. Bu yüzden yaratma arzusu en güçlü olana verir iktidarı, kumandayı, oyun kartlarını.
İyi bir dünya istiyorsak, iyi insanlar da en az kötüler kadar iktidar arzusuna sahip olmalı ve kötülerden farklı biçimde ahlaklı bir mücadele yürütmeli. İşte Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu zor olanı başarmaya çalışıyor, kirlenmeden iktidar olmayı.
Çünkü iktidar olmak kadar, yazdığınız hikâyenin güzelliği de önemlidir. Onlar, güzel ve uzun bir iktidar hikâyesi yazmak istiyorlar.
Evren, Ekrem İmamoğlu’nun da, Özgür Özel’in de, onlarla yol yürüyen arkadaşlarının da iradesini sınıyor.. Hem de fena halde sınıyor çünkü yüklendikleri misyon çok büyük.. Onlar sadece bir partiyi iktidara taşımayacak, cumhuriyeti kurtaracak, demokrasiyi kurtaracak, vatan toprağını zulümden kurtaracak.. Fakirlikten beli bükülmüş bir halkın belini doğrultacak, bir ülkeyi uçurumdan kurtaracaklar.. Ayarı bozulmuş adaletin mizanını tamir edecekler..
Bu yüzden, iktidarı alana kadar da aldıktan sonra da sınanacaklar.
Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,
Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas



