Şahsım bildiği bütün numaraları deniyor.
Şapkadan tavşan çıkarmak, denizkızını ortadan ikiye bölmek, cücelere takla attırmak, alev yutup püskürtme vs. vs. ama olmuyor, olmuyor. Seyirci heyecanlanmıyor, woaaww demiyor, kahkaha atmıyor, alkışlamıyor. Bildik numaralar bunlar diyerek bezgin bezgin bakıyor, bitse de gitsek..
O artık sihirbazlar kralı değil, herkesin güldüğü mutsuz palyaço değil. Kimseyi heyecanlandırmayan numaraları ve agresif tavırlarıyla seyirciyi küstürmüş bir şovmen.. 23 yıllık iktidarına bakıp övünülecek bir eseri kendisi de görememiş olacak ki, kendisinin ardından şöyle denmesini istiyormuş: Terörü bitiren lider. Daha neler..
Yok, barış elçisi..
Nobel Barış Ödülü almayı da hayal ediyordur eminim.
Öyle hem karnım doysun, hem pastam dursun yok bir defa. Karnınız doydu ama pasta bitti. Hesap geliyor şimdi:
İktidarı boyunca kamu ihale kanununda 200 defa değişiklik yaptı. Bu sayede; tüm servetini devlete borçlu olduğu halde sıfır vergi veren zenginler yarattı. Sözcülerine bakılırsa o zenginler devlete değil, Şahsım’a borçlularmış. Kısmen doğru ama Şahsım kişisel servetiyle zengin etmedi o kişileri, elindeki güç sayesinde fakir fukaranın kursağından alıp size verdi. Şu durumda siz de, Şahsım da borçlusunuz bu ülkeye.
Sağlık sistemini düzelteceğiz deyip, sigorta primi ödediğimiz halde devlet hastanesine, aile hekimine muayene ücreti, eczaneye ilaç farkı ödemeye başladık. Dünya kadar SGK primi ödediğimiz halde doktor, ilaç bulamıyoruz. Eskiden SSK’da kuyruk vardı da, hiç değilse cebimizden 5 kuruş çıkmadan muayene olup ilacımızı alırdık. Şimdi hem muayene sırası alamıyoruz, hem prim ödediğimiz sağlık hizmetine bir de hizmet bedeli ödüyoruz. Bitti mi? Bitmedi. Köklü devlet hastaneleri yok edilip, AVM tarzı ulaşımı zor, vatandaşı müşteri olarak gören şehir hastaneleri yapıldı. Bitti mi? Bitmedi. Özel hastanelerimi milletimin hizmetine açıyorum, muayene parasının bir kısmını da ben karşılıyorum, maksat ayağınız alışsın dedi, vatandaşı yönlendirdiği özel hastaneler devleti dolandırdı. Bu dolandırıcılık öyle boyutlara vardı ki, Kanser çetesi, Yeni doğan çetesi, Stent çetesi, Anjiyo Çetesi, Ortopedi Çetesi, Yaşlı Bakım Çetesi, Organ Nakli Çetesi, Laboratuvar Çetesi, Diyaliz Çetesi, İlaç Çetesi gibi envai çeşit çete türedi. Eh, dert vatandaşa hizmet değil, devleti soymak olunca ortak olan çok.
Binlerce hektar orman, tarım arazisi imara açıldı. AKP çetesinin elinden kurtulan tarım arazileri tarıma elverişsiz hale getirildi. Denetimsizlik, düşük kâr ve yüksek giderler yüzünden çiftçinin insafına terk edilmiş toprak; kontrolsüzce kullanılan zirai zehirleri içti, ülkemizde nükleer bir facia yaşanmadığı halde topraklarımız zehir saçar hale geldi. Avrupalının evlerden ırak diyerek sınırdan sokmadığı sebze-meyvelerimiz, iç piyasada serbestçe satılıyor ve vatandaş kötü beslenmeye, hastalığa, ölüme terk ediliyor. Dahası, yerli malı haftasında Çin’den gelen yeşil mercimek yapıştırılıyor çocukların karton taçlarına.
Halk istediği kıvamda boyun eğmeyince yeni neslin zihnini iğdiş etmek istedi. Bilimsel eğitim terk edildi, iktidar propagandası yapan dinci eğitime geçildi. Ancak kuzular koyun olmak istemedi, veliler, öğretmenler, öğrenciler isyan etmedi ama gizlice bu ihanet sistemine direndiler. Okullarda Andımızın okutulmadığı gençler, iktidara inat o andı ezberlemiş, Saraçhane’de, sosyal medyada ezbere okuyacak hale gelmiş. İstediğiniz kadar katakulliyle, Ali-Cengiz oyunlarıyla iktidarda kalmaya çalışın bu millet size teslim olmayacak. İstediğiniz kadar baskı ve cebir uygulayın, özgürlüğün tadına varmış bu halka Siyasal İslam deli gömleğini giydiremeyeceksiniz.
Paralı askerliği standart haline getirdi. Devleti şirket gibi yönetip paralı askerlerle askere gidecek gençlerden gelir elde etmek istediniz. Ya canını ya malını dediniz. Parasını veren askerliğini yaptı döndü, parasını veremeyen şehit olup döndü. Muhalefet vekilleri de sordu, neden hep sıvasız evlerden şehit çıkıyor? Neden acaba? Paralı askerlik imkânları sunulurken ağzınızı açmadığınız, hiçbir sistematik kötülüğün hayata geçmesine engel olmadığınız için olabilir mi? Yurtta sulh, cihanda sulh olaydı da, parasız askerlik bir çeşit kısa eğitim kampı gibi olaydı. Askerde ölmek istemeyene lafım yok ama askerde ölmek zorunda olanın kanının hesabını soracağız ulan!!
Siyaseti söz ve strateji sanatı olmaktan çıkarıp, satın alınabilecek aktörleri satın alarak dizayn etmeye kalktı. Haliyle satın alınanlar bir tarafta, alınamayanlar bir tarafta kaldı. Eh, ülkemiz için hayırlı bir işe sebep olmuş oldular istemeden ama yıllarımız heba oldu işte.
Kültürel mirasımıza ihanet etti. Bizden önce başka medeniyetlere, imparatorluklara ev sahipliği yapmış Aya Sofya’yı çorap kokusu sardı. Dünya mirasının üzerinde tepinince başınız göğe erdi mi bari? Nefretle beslenenlerin karınları hiç doymaz ki? Nefret dolu kahkahalar atar atmaz yeniden karınları guruldamaya başlar.. Şimdi neyi mahvetsek de bize nefretle baksalar diye hatır hutur kaşınmaya başlarlar. Müzelerimizin çoğu tadilat bahanesiyle kapatıldı, içleri boşaltıldı. Haydarpaşa tren garı yakılalı ve tadilat bahanesiyle kapatılalı tam 4385 gün oldu. Sümela Manastırının duvarları hödüklerin, yobazların karalamaları, balyoz darbeleriyle dolu. Bir ülkeye nasıl ihanet edilirin resmigeçit töreni AKP iktidarı. Birçok tarihi eser restore edilirken tahrip edildi, ince işçiliklere sıva çekildi. ABV AKP!!
Şahsım’ın hizmetlerinden yararlandığı FETÖ’nün iktidar ortağı olduğu dönemde Kozmik odamıza girildi. Parayla vatandaşlık satıldı. Sadece üst düzey devlet görevlilerine verilen Gri Pasaportla insan kaçakçılığı yapıldı. Daha ne kadar rezil olabiliriz ki gevşekliğinde kaşar peyniri gibi erirken, yakın zamanda vatandaşlık bilgilerimiz de çalındı. Bu ülkede dip olmadığı AKP döneminde anlaşıldı.
Belediyeler, üniversiteler, bakanlıklar, kaymakamlıklar, arpalığa döndü. Her gün bir köşeden bir skandal fırlıyor da dönüp bakmıyoruz bile. Sıcak şerbet yemiş kızgın baklava gibiyiz, yumuşacık olduk, vıcık vıcık yağ içinde. Alıştık demiyorum, alışmadık da, bıktık diyeyim ben size. Artık sövecek okkalı küfür, yaratıcı beddua kalmadı.
Neyse ki dibin dibi AKP öyle bir kara deliğe dönüştü ki, kıyısındaki güzel görünümlü et yiyen çiçeğine uzanan herkesi içine çekiyor. AKP’ye yanaşan, onun kara deliğine gömülüyor. Paratoner gibi tüm kötüleri etrafına çekiyor. Yıldırımlar senin, aydınlıklar bizim olsun..
Uyuşturucu ilkokullara indi. Çocuklar ana-baba-akran katili oldu.
Kendi seçmenine devlet kasasından yemek, diğerlerine küfür dağıttı.
Oy verenlere istihdam, vermeyenlere tehdit dağıttı.
Depremde kendisinden olanlara öncelik, diğerlerine bidonla su verdi. Yardım için havaalanlarına koşanlara dur dedi, yardım tırlarının üzerinden brandaları kesti.
Hak, hukuk, adalet isteyenlere biber gazı, dayak, tutuklama hizmeti sunuldu, İBDA-C propagandası yapanlarla camide ayak topu oynandı.
İlim, bilim diyen üniversitelere hödükrasi rejiminden ünvanlı akademikler atandı, üniversiteler akraba çiftliğine döndü.
Yobazlar kültür-sanat festivali yasaklattı, yandaşları pahalı konserlerle muhalifleri dolandırdı.
Televizyonları satın aldı, kimse izlemez olunca halkın kaçtığı kanallara cezalar yağdırdı. Televizyonları kapattık, internete rağbet ettik. TRT’nin bütçesiyle yani bizim vergilerimizle dijital kanal açtı, sanki izlemek gibi bir niyetimiz varmış gibi bir de üzerine giriş ücreti almaya çalıştı. TRT’de bizim, o dijital kanal da bizim ama bize küfretsin diye para ödüyoruz.
Rakibinin adından, sesinden, fotoğrafından dahi korkan kişi;
Din dedi, dinsizlik yayıldı.
3 çocuk dedi, kadınlar doğurmaz, gençler evlenemez oldu.
Adalet dedi, cezaevleri doldu taştı. Slogan atanları yakaladı, katilleri saldı.
Kalkınma dedi, ülke battı.
Cihat dedi, Kıbrıs gitti.
Petrol dedi, doğalgaz faturası fırladı.
Emekli dedi, emeklinin et kuyruğunda beli büküldü.
Aile dedi, kökümüze kibrit suyu döküldü.
Allasen sen bir şey deme..



