İktidar mekanizmasını bir tahterevalliye benzetiyorum. Eğer tahterevallinin bir ucu mekanizmayı aşağı çekecek ağırlığa sahipse, diğer ucu ayağa kalkar. AKP iktidarı öncesinde Türkiye’de tahterevallinin iki ucu da benzer ağırlıklara sahipti. O dönem koalisyonlar dönemi olarak yer alıyor hafızalarımızda.
Koalisyonlar dönemi bir aşağı bir yukarı hareket eden ama kimsenin ayağının yere basmadığı bir dönemdi ve Türkiye uzun yıllar boyunca bir türlü ayağının yere basamamasından çok yoruldu. Sorunlar çözümsüz kalıyor, hiçbir konuda net bir sonuca varılamıyordu. Vatandaş istedi ki biri ağırlığını koysun ve bitsin artık bu oyun.
Bu sırada tahterevallinin bir tarafında kendine yer açmaya çalışan afacan bir parti fazla göze batmaya ve tahterevalli sakinlerini yerlerinden oynatmaya başlayınca, onun tahterevallide olmasını istemeyenler bir merkeze doğru kaymaya başladı. O yığılma öyle büyük bir tedirginlik içeriyordu ki, oyun parkındaki diğer çocuklar da salıncaklardan, kaydıraklardan inip tahterevallinin bir kefesine yığılmaya başladılar. Çünkü yeni çocuk, mahallede sevilmeyen, vukuatlarıyla parktakileri rahatsız eden eski çeteyi toplamış, yeni bir oyun kuracağım diyordu.
Yargı, medya, bürokrasi, askeriye, eski nesil ve halktan kopuk siyasetçiler, tahterevallinin bir tarafında birikmeye başladılar. Halkın o güne kadar gadrine uğradığı ve öfkelendiği kim varsa, aynı taraftaydı. Adaletsizlik o taraftaydı, ekonomik kriz o tarafta. Halkı küçümsemek o taraftaydı, medya gücü o tarafta. Peki, ne oldu? Bunca ağırlık, AKP’yi tek başına iktidara taşıdı.
Şimdi gelelim, bugün AKP’nin taşıdığı ağırlıklara.
Aslında iktidarın kaldıraç görevini üstlenen tarafındaki ağırlıklar çoğu zaman aynıdır. Örneğin; adalet mekanizmasının cezalandırma aracı olarak kullanılması, gelirin adil dağıtılmaması, sosyal adalet kör edildiği için sosyal yaşamın yozlaşması, toplumun bizden ve bizden olmayanlar olarak bölünmesi. Halkın yoksullaşması, hizmetlere erişimin kısıtlanması, özgürlüğün yerini despotizmin alması, kurumların halktan yana değil, iktidardan yana taraf olması. Medyanın haber verme, kültür & sanat, eğlence aktarma görevini iktidarın propaganda aygıtı şeklinde icra etmesi. Bunlar çok büyük ağırlıklar.
Ancak, her iktidarın kendi bagajındaki eksik ve yanlışlarına göre bunların bazıları eklenir çıkarılır yahut yanına başka ağırlıklar da eklenebilir. Örneğin, AKP bugün bu ağırlıkların tümüne sahip olmakla birlikte, bir de iktidar ortağı MHP’nin mafyatik yapısını, doyurmak zorunda olduğu azınlığın girdiği kanunsuz işleri, halka rağmen verilen imar ve rant izinlerini, kurumlardaki liyakatsizliklerin sebep olduğu trajediler ve yandaş dinci vakıflarının suçlarını-günahlarını da ekliyor bu ağırlıkların yanına. Hatta halkın halka ettiği zulmü dahi ekliyor bu ağırlıklara.
Bitti mi? Bitmedi. Bugün AKP halka vadedeceği hiçbir şey kalmadığı için iktidarını halkın rızasını alarak değil, iç ve dış güç odaklar ile giriştiği pazarlıklar aracılığıyla sürdürmeye çalışıyor. Haliyle almaktan çok veriyor. 1 alabilmek için 3 veriyor. Cebinde bir şey kalmadığına göre, küçücük bir menfaat karşılığında verdiği her şey, onu bugüne kadar iktidarda tutan halkın malından ve canından gidiyor.
AKP bugün iktidar tahterevallisinin aşağı tarafında duruyor. Onu yeniden kaldırması imkânsız ağırlıklarla sabitlenmiş durumda. Yeniden yukarı çıkabilmesi için yanaşan hiç kimse ona güç vermiyor, yanında getirdiği bakiyelerle onun ağırlığını arttırıyor.
Farkındaysanız, FETÖ’yle işbirliğini bitirdiği 2015 yılından itibaren, AKP’nin yanına giden herkes onu aşağı çekti ve iktidar tahterevallisinin aşağısında onunla birlikte sabitlendi.
Neden FETÖ’den sonra?
Çünkü AKP’yi AKP yapan tüm kodlar o işbirliği için harcandı ve bitti; Adalet, özgürlük, eşitlik, ilkin FETÖ & AKP işbirliğinde yok edildi. AKP’nin FETÖ sonrası sahip olduğu ağırlıklar onu iktidardan indirir gibi oldu ancak onu desteklemek için yanına gelen MHP, AKP’yi yukarı bir süreliğine yukarı taşıdı çünkü MHP, karşı taraftaki ağırlığı arttırdı. Üzerindeki yüklerden bazılarını tahterevallinin diğer tarafına gönderdi ve tahterevalliyi eşitledi. Ancak bu hileli düzen fazla uzun sürmedi. MHP hem kendi oylarını, hem AKP’yi eritmeye başladı. Çünkü sahip olduğu insan kaynağı ile iktidarın zulmüne ortak oldu, zulmü arttırdı. Bugün MHP, eski Türkiye’deki çoğunluğuna sahip olabilir ama eski ağırlığına sahip değil. Dava adı altında iddia ettiği her şeyin küçük kişisel ikballeri temin etmeye yarayan kum torbaları olduğu ifşa oldu.
AKP’nin iktidar tahterevallisinde yeniden yukarı çıkmasını sağlamak için bu kanada eklemlenen herkes, yokuş aşağı yuvarlandı ve AKP’nin ağırlığını arttırdı çünkü AKP artık aşağı taraftaydı. İşte bu yüzden Erdoğan birilerini satın almaktan umutlanmayı terk etmeli. AKP’nin yanına eklemlenmek isteyen herkes, yolculuğun yokuş aşağı olacağını kabullenmeli. 2023 seçimlerinde CHP neden tahterevallide yukarı çıkamadı? O da başka partilerin ağırlığını yüküne eklemişti. Yanına eklemlenmek yerine dışarıda kalsalar ve sadece tezahürat yapsalar daha etkili olurlardı.
Bugün CHP eski günahlarının ağırlığıyla tam olarak havalanmakta zorlanıyor ancak AKP’nin öyle ağırlıkları var ki, iktidar tahterevallisinde CHP’yi yukarı taşıyor.
CHP, iktidarını garantilemek istiyorsa tahterevalliye sıkı tutunmalı, AKP onu yukarı taşıyor zaten.



