CHP cunta rejiminden demokrasi çıkarabilecek mi?

Maşallah dediğimiz üç gün yaşıyor.

Normalleşme-yumuşama sürecinde sert eleştirilerle yargıladığımız Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun ardından ondan beklediğimiz sertliğe yakın siyaset yapmaya başlayınca tepkilerimiz dindi, halk desteği artmaya başladı.

Sorgusuz sualsiz bir destek değildi bu elbette, bizler AKP seçmeni değiliz. Varlık sebebimiz ve geçim kaynağımız olarak CHP’li siyasetçileri görmediğimiz için sorgulama hakkımız her daim elimizde.  Bugün Özgür Özel’e tanıdığımız kredi sonucu eleştiriler daha yumuşak tonda olsa da, Türkiye için çanlar çalıyor. Türkiye için tehlike söz konusu olduğunda ise kimsenin hatırı, kredisi kalmaz.

CHP birçok muhalif köşe yazarının, stratejistin, gazetecinin ve muhalif seçmenin itirazlarına rağmen Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’ın ellerinden kaymakta olan iktidarlarını kurtarmak için icat ettikleri süreç komisyonuna katıldı. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun ne MHP ile uzlaşarak Erdoğan’dan kurtulmaya, ne de terörün bitirileceği iddia edilen komisyonda yer almaya ihtiyacı var. O komisyonda terör falan bitirilmeyecek çünkü. Sizin Kürt seçmen ve siyasetçilerle kurduğunuz iletişimden korkulduğu için kuruldu o masa!! CHP ve DEM Parti Kent Uzlaşısında başarılı olursa samanlık seyran olur, Kürt seçmen Abdullah Öcalan’ın, Türk seçmen Erdoğan ve Bahçeli’nin boyunduruğundan kurtulurdu. İşte bu üç silahşor sizin yüzünüzden iktidarlarını kaybetmesin diye kuruldu o komisyon!! Siz de bu masaya oturup onlara üstün geldiğiniz, zaten sahip olduğunuz gücü onların arzusu üzerine terk ettiniz.

Komisyonun adı CHP ve DEM Parti’nin önerileri dikkate alınarak Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu oldu. Sizi mi kıracağız dediler ve kabul ettiler önerilen ismi çünkü adının hiçbir önemi yoktu, önemli olan Türkiye yangın yerine dönmüşken halkı oyalamak, CHP’yi kendi gündeminden uzaklaştırmak ve yeni bir mesele üzerinden CHP’yi tartışılır hale getirerek iktidar olmasına engel olmak.

Başarıldı da, CHP komisyona katıldığından beri başlarına gelen haksızlıklardan çok komisyonla ilgili eleştirilere cevap vermeye efor harcıyor. Mücadele için kullanmaları gereken tüm enerji ikiye bölündü şimdi. Kendilerinin iktidar olmasına mani olmak için kurulan ve Erdoğan’dan çok sahiplendikleri komisyonda görüşülmek üzere maddelerce başlık sunmuşlar bir de.

Ben de CHP yönetimine şunları sormak isterim bu vesileyle:

Siz bu iktidara siyasi darbe yapan cunta dememiş miydiniz? Darbeci cuntanın komisyonuna katılarak darbecileri meşrulaştırdığınızın farkında mısınız? Darbecilerle neyi konuşup, hangi konuda uzlaşacaksınız? Darbecilerin kurduğu komisyondan, adalet ve demokrasi kararları çıkarttıracaksınız öyle mi?

Vallahi Tayyip Erdoğan katıla katıla gülüyordur bu manzara karşısında.

Hâlbuki almanız gereken tavır protesto etmekti. Bunu izah etmek için yapmanız gereken açıklama da şuydu: Kent Uzlaşısını cezalandıran iktidar Kürt meselesini çözme niyetinde olamaz. Demokrasi ve adaletin olmadığı, meclisin işlevsiz hale getirildiği bir ortamda bu komisyon da işlevsizdir. Biz iktidar olduğumuzda Kürt meselesini toplumu şeffaf bir şekilde bilgilendirerek, şehit ailelerini sürece dâhil ederek, adil, demokratik süreçler yürüterek çözeceğiz. İktidarını kaybetmek üzere olan üç adamın düştükleri acziyet üzerinden kendilerini kurtarma çabalarına alet olmayacağız.

Bu kadar!!

Bakınız, komisyona katıldığınız anda salıverilen Abdurrahman Tutdere’nin tahliyesi, komisyona katılmanız karşılığında aldığınız komisyon olarak algılandı. Siz şimdi aynı masada oturmakta beis görmediğiniz insanlara karşı adalet mücadelesi veriyorsunuz öyle mi? Mecliste ve mahkemelerde bulamadığınız adalet ve demokrasiyi cuntacıların yönettiği komisyondan çıkaracaksınız öyle mi? Çünkü siz Türkiye’nin birinci partisisiniz!!

CHP’yi Türkiye’nin birinci partisi gibi davranmaya davet ediyorum.

Türkiye’nin birinci partisiymiş gibi davranmıyorsunuz. Sanki kaybeden onlar değil de sizmişsiniz gibi davranıyorsunuz. Sanki onların size değil, sizin onlara ihtiyacınız varmış gibi davranıyorsunuz. CHP’yi, Atatürk’ün saraya karşı gösterdiği direnci göstermeye, onun kadar kararlı mücadele etmeye davet ediyorum. Çok şey mi istiyorum? Evet, çok şey istiyorum ama yine de istiyorum çünkü bu günlere muhalif siyasetçilerin yumuşak başlı söylemleri ve eylemsizlikleriyle geldik.

CHP’nin komisyonda elde edeceği tek şey zaman kaybı ve tıpkı seçmene kulak tıkadıkları diğer konular da olduğu gibi bu konuda da pişman olacaklar.

Bir diğer yanlış değerlendirme;

Bahçeli, “Hukuki davalar bitmeli.” diyor. Özgür Özel de bu açıklamayı çok olumlu karşılıyor. Dikkatinizi celp ederim Sayın Özel, Bahçeli “hukuki davalar” diyor. Siz belediyelerinize açılan davalar için “siyasi dava” demiyor muydunuz? Bakın, Bahçeli davalar hukuki diyor. Talimatla açılan davalar için, bir an önce sonlandırılsın talimatı veriyor. Bu açıklamayı nasıl olumlu bulursunuz?

Erdoğan ve Bahçeli arasındaki çekişmeyi lehinize çevirmek yerine onların birbiriyle mücadelesine meze oluyorsunuz. Erdoğan’ın sizinle mücadele etme yöntemleri, Bahçeli’nin de sizi köşeye sıkıştırmasına ve kendisine mecbur bırakmaya sebep oluyor. CHP’nin iktidarına ortak olmaya çalışıyor ve siz halka dayanarak hem Erdoğan’a hem Bahçeli’ye eyvallah etmemek yerine, acaba bir umut doğar mı diye onun talepleriyle hareket ediyorsunuz. Türkiye’nin bugünlere gelmesine en az Erdoğan kadar Bahçeli sebep olmadı mı? Bitsin bu suç ittifakı artık.

Sahte diploma skandalı patlamış, devlet güvenliği kevgire dönmüş, vatandaşın tapulu arazilerine el konulmuş, maden sahası ilan edilen alanlar yakılıyor, tarım-hayvancılık bitiriliyor, ekonomide yağma düzenine geçilmiş, mahkeme borsaları, savcı tarifeleri yayınlanıyor. İnsanlarımız doğal ve doğal olmayan afetlerde, suç pandemisinde sudan sebeplerle öldürülüyor. Siz ise istiklal mücadelesi başlatılacak bir ortamda daha önce darbeci ilan ettiğiniz insanlarla komisyon toplantılarına katılıyorsunuz!!

Aynı ülkede mi yaşıyoruz?

Lütfen silkelenip kendinize gelin,

İktidar olmak için halktan başka kimseye ihtiyacınız yok Cumhuriyet Halk Partisi!!

Halkın size ihtiyacı varken, siz halk düşmanlarıyla toplantı yapamazsınız!!

 —

Son olarak,

CHP’nin kendi gücünü reddederek değerlendiremediği bir başka alan, medya ve propaganda faaliyetlerine değineceğim.

Cumhurbaşkanlığı aday ofisi sosyal medya hesabının iyi yönetilmediğinden şikâyet ediyorum uzun zamandır. Hesaptan sadece basın açıklaması gibi upuzun, artık mecburen tekrara düşen ve ilgi çekmediği için birçok kişinin Ekrem İmamoğlu’na destek amacıyla beğenip geçtiği tweetler atılıyor, o kadar. Tutuklu bir cumhurbaşkanı adayının kampanyası sadece tweet atmak, yazı yazmak olabilir mi? Görsel bir çağdayız artık. Bu konuda yapılacak çok şey var ama inanılmaz bir atalet görüyorum.

Sosyal medya hesaplarınıza bakıyorum, mitinglerden görüntüler, birkaç vatandaş röportajı, basın açıklamaları, o kadar. Türkiye’yi yok olmanın eşiğine getiren, vatandaşının malını, canını yağmalayan bir iktidara karşı mücadele ettiğinizin farkında mısınız?

Propaganda anlamında muazzam bir boşluk olduğu için “Kanzi” dediğimiz milliyetçi, kadın düşmanı hesapların hazırladığı videoları paylaşıyor insanlar kişisel sosyal medyalarında. Muhalif bir medya yayılırken, eş zamanlı olarak faşist bir dil de dolaşıma girmiş oluyor böylelikle.  Bu kanzi hesapların arkasında kimler var, propaganda faaliyetlerinin sonu nereye varır, bilmiyoruz.

 İktidarın ana akım medyayı muhalefete kapattığı bir ortamda seçmen kişisel sosyal medya hesabını muhalif medyaya çevirerek inisiyatif alırken partinin bu konudaki ataleti beni hayrete düşürüyor. İnsanlar kendileri video çekip kolaj yapıyor, parti tweet atıyor, mitinge davet ediyor. Halkın ürettiği sloganlar vekillerin sosyal medya hesaplarında yazılıyor.

İnanılmaz!!

Sadece iki tane kapatılmayı bekleyen televizyon ekranınız yok halka ulaşmak için, milyonlarca ekran var insanların ellerinde. Neden bunu değerlendirmiyorsunuz? Neden bir şeylerin kendi kendine gelişmesini seyrediyorsunuz? İktidar olmak için bütün imkanları seferber etmedikçe iktidar olamayacaksınız!!

Tıpkı Atatürk’ün saraya ve işgalcilere karşı eyvallahsız mücadelesi gibi, isyankâr bir muhalefet görmek istiyoruz.

https://www.patreon.com/c/nurbetularas