Denizde fırtına, gemide kaos varken, CHP ne yapmalı?

Dünya haris liderlerin ayak diremesi, gözü dönmüşlüğüyle yepyeni bir dönüşüme zorlanıyor. Eski dünyanın ihtiyar heyeti, gençlerin geleceğini karartmak, bildikleri savaşları kazanmak, elitler ittifakını sürdürmek istiyor. İşimizi, gelirimizi yapay zekâ mı elimizden alacak yoksa bu eski kafalı adamlar mı bilemiyoruz.

Yeni dünyanın gençleri flikalarda, beyaz ekranlarda, kahve zinciri sıralarında gelecekleriyle ilgili endişelenirken, yaşlı kurtlar hareket halinde. Sosyal medyada değil, gerçek dünyada, gerçek müttefiklerle gerçek bombalarla gerçekten savaşıyorlar.

Tüm kötüler kümelenmiş, yumruklaşa yumruklaşa uçuruma doğru gidiyorlar. Hikâyenin sonunda hepsinden aynı anda kurtulup yüksek tepelerin ardından doğan güneşi mi izleyeceğiz, yoksa kan birikintisine vuran hilalin siluetini mi bilemiyorum. Zira Türkiye dünya için endişelenemeyecek kadar kendi kaosuna boğulmuş durumda. Sanki yeterince derdimiz yokmuş gibi bir de iktidarın ürettiği suni gündemlerle boğuşuyoruz.

Bize bir alternatif sunabilecek mi diye tartmak istediğimiz belediye başkanlarımız hapiste. Türkiye’yi nasıl yöneteceğini anlatmasını istediğimiz Özgür Özel, sahnede değil direnme hattında.

Tıpkı dünyadaki gibi Türkiye’de de bir kötülük ittifakı var. Bu kötülük ittifakı da hem bizi, hem birbirlerini mahvetmeye ant içmiş gibi nereye varacağını bilmedikleri bir savaşın içerisine sürüklüyorlar hepimizi. Türkiye, fırtınanın ortasındaki bir gemi gibi dünyanın gökyüzünü kaplayan kaos bulutları arasında kaybolmadan yönünü bulmak için pusulaya ve haritaya odaklanması gerekirken, gemide çıkarılan kaosu çözmeye ve önce o kaostan kurtulmaya çalışıyor. Haritamız parça parça edilmiş, pusulamız saklanmış, şu halde nasıl yönümüzü bulacağız?

Önce kaosu yaratanları saf dışı bırakmak, sonra fırtınadan kurtulmaya odaklanmak zorundayız. bazılarımız öncelik sıralamasını görebilir ancak necip halkımız sıkıştırıldığımız bu suni kaosun içerisinde önce gemiyi tehdit eden fırtınaya odaklanmak gerektiğini düşünebilir. Zaten isyancı tayfa da, bu yüzden suni kaoslar çıkarıyor olabilir. Gemide huzur olsa, gemiyi en iyi kimin bu fırtınadan çıkaracağını seçip işe koyulabiliriz ancak gemideki kaos bu tercihi bize bırakmamayı amaçlıyor.

İşimiz zor, ancak yine de karar vermek için gemideki kaosu değil, içindeki kaosla birlikte gemiyi de devirebilecek olan büyük fırtınaya odaklanmak gerekiyor. Bu yüzden ilk iş gemideki isyancıları işlevsiz bırakmak gerekiyor. Yani iplere asılmak, dümene sahip çıkmak, sağa sola emirler yağdırmak, tayfanın dikkatini çekmek gerekiyor ki, kaos çetesi işlevsiz kalsın.

İmgelerden kurtulalım, söylemek istediğim açıkça şu. Özgür Özel, kaos çetesinin suni gündemleriyle kendisini meşgul etmelerine müsaade etmemeli ve kolları sıvayıp, Türkiye’yi nasıl yöneteceğini halka anlatmalı.

Evet, her gün yeni bir belediye başkanı ile ilgili sorun çıkarılıyor. Evet, her gün orman vasfındaki araziler yapılaşmaya açılıyor. Evet, iktidar her gün kendi kitlesini konsolide ederek onların kaygılarını büyütecek provokasyonlar üretiyor. Özgür Özel bunların tümüyle birden tek tek uğraşmak yerine, pusulayı bulmalı, haritayı birleştirmeli ve nasıl bir Türkiye hayal ediyor, hayalindeki Türkiye’yi nasıl yaratacak, buna odaklanmalı ve bunu anlatmalı. Çünkü iktidar değişmediği müddetçe zaten bunların hiçbirisini yapma imkanı olmayacak. Enerjisini iktidarın engellerini aşmaya değil, iktidarı aşmaya harcamalı. Halk iyi ile kötü arasındaki farkı en çok, en iyiyi gördüğünde fark edecek ve zaten hali hazırda yaşadığı sıkıntılı hayat yerine iyi olmayı isteyecek.

Özgür Özel bu anlatıyı yaparken diğer görev arkadaşları iktidarın ürettiği suni gündemlerle ilgili iş bölümü yapsın. Partinin tüm PR’ı Özgür Özel’in omuzlarında. O da insan ve bazen elbette gaf da yapabiliyor, gereksiz mevzuları mesele haline de getirebiliyor. Özgür Özel tamamen kendisine ve yol haritasına odaklanmalı ama partiyi ve gelecek vizyonunu anlatmak sadece onun işi olmamalı.

Sosyal medya araçları efektif kullanılmıyor, bir ekip kurulmalı ve sosyal medya araçları büyük bir ekibin planlı çalışmalarıyla donatılmalı, herkesin elinde olan en etkili medya aracı cep telefonlarına ulaşan yol çok daha verimli kullanılmalı. Meydanlarda her hafta miting yapmak yetmez, sokak eylemleri organize edilmeli, CHP halkı küstürdüğü sokaklara yeniden alıştırıyor bu hızlanmalı. Tek başına Özgür Özel’in anlatması yetmez, ev, üniversite, gençlik örgütleri, spor alanları, esnaf-pazar ziyaretleri yapılmalı, kültür merkezlerinde paneller, toplantılar düzenlenmeli. Bu işlerin tümünü profesyonel bir ekip planlayıp koordine etmeli. Açıkçası Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ve CHP iletişim üzerine ölü toprağı atılmış gibi. Ne yaptıklarından biz CHP’lilerin bile haberi yok.

Her noktada Özgür Özel’i görüyoruz ama o da insan ve bu iş sadece onun omuzlarına yıkılamaz. Partinin il başkanlarının, ilçe örgütlerinin insafına da bırakılamaz. Çünkü görüyoruz ki kendi kendilerine fazla da bir şey üretemiyorlar. Genel merkez işlevsiz CBAO’ni ve CHP İletişim’i yeniden düşünmeli, planlamalı, bu ekipleri gerçekten çalışır hale getirmeli yahut lağvetmeli. Bunların yerine tüm seçim kampanyasını üstlenecek büyük bir ekip kurulmalı ve sosyal medya iletişiminden, il ,il CHP örgütlerinin nerede hangi kampanyayı yürüteceğine kadar karar verecek ve iletişimini sağlayacak güçlü bir ekip kurmalı.


Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,

Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas