Kızım Arya zaman zaman inciler saçar etrafına. Ben de onları toplar, saklarım. Ara ara açar bakarım kızımın incilerine. Bu aralar peş peşe inciler saçıyor, ben de zaman zaman sosyal medya hesabımdan paylaşıyorum o incileri. Bir tanesini de bu yazıya sakladım.
Geçen gün bana şöyle dedi:
-Annecik, bu aralar çok tuhaf şeyler yaşıyorum. Az önce de tuhaf bir şey yaşadım; kendi evimin kokusunu aldım!!
-İnsan kendi evinin kokusunu almaz mı?
-Hayır, almaz!! Başkalarının evlerinin kokusunu alırsın, kendi evinin kokusunu alamazsın. Ama ben az önce aldım!!
-Sence bunu nasıl başardın?
-Bilmiyorum, işte mucize bu ya!!
Evet, ben de biliyordum, insan kendi evinin sıcaklığını, soğukluğunu alır ama kokusunu alamaz. İnsan kendine ve evrenine kolay kolay yabancılaşamaz. Bu yüzden başkaları üzerinden kendimizi anlamaya çalışır, toplum içerisinde nereye tekabül ettiğimizi fark etmeye çalışırız. Ancak, kendi içsel evrimini geçirenler başka. Onların kendisini tanımak için başkalarına değil, yalnızca dürüst cümlelerle kendine itirafta bulunmaya ihtiyaçları vardır. Bunu da belki kendilerine yabancılaşarak başarmaktadırlar. İşte insan, ancak kendine yabancılaştıkça evinin kokusunu alabilir. Kendine dışarıdan bakmayı başarınca.
Kendini görmeyi ve okumayı başaramayanlar için nasıl diğer insanlar lazımsa, iktidarın kendisini görmesi için muhalefet, muhalefetin kendisini görmesi için de muhalefete muhalefet etmek lazım gelir.
Ancak bizde, iktidarın da muhalefetin de, kulakları eleştirilere kapalı. Bu yüzden burunlarının ucunu göremiyor, evlerindeki kesif kokuyu alamıyor, dahası bilmek ve öğrenmek de istemiyorlar. Onları oldukları gibi kabul etmemizi istiyorlar, tıpkı kişisel gelişimini tamamlamayı reddeden bir insan gibi.
Ehh, böyle bir durumda onları kendi halinde bırakmak gerekir ama bırakamayız. Çünkü onların hayatı, bizim de hayatımız. Tıpkı bizim hayatımızın onların da hayatı olması gerektiği gibi..
İktidarın tek adam rejimi kendine has değil, bu coğrafyaya ait, hastalıklı bir yönetim biçimi ve her partide benzerleri yaşanıyor. Lidere tam bağlılıkla hizmetkâr olanlar makbul yol arkadaşı, güvenilir kişi olurken, eleştiren ve yön gösterenler hain ve şüpheli görülüyor. Haliyle çürüyoruz..
Hep birlikte kazanacağımıza, hep birlikte kaybediyoruz böylece.
İktidarın tek adam rejiminde işler yolunda gitmiyor. Daha önce çok katlı bir pastaya benzettiğim AKP hiyerarşisinde, pastanın en tepesinden akıtılan sos, en alt katlara kadar ulaşıyor, en altlara ulaşan sos ne kadar az olsa da o kat sahibini memnun ediyordu çünkü onun dünyasında bu havadan gelen ikram bir hak değil, kazançtı. Böylece kimse halinden şikâyet etmiyor, herkes ederi kadar pay alıyordu pastadan. Ancak son olaylarda en tepeden akıtılan sos en alt katlara ulaşmadı, çünkü sos bitti. Sosun biteceği vehmiyle pastanın tepesinde bir delik açıldı ve sos oraya boca edildi. En üst kattaki dilimler sosu emip alt katlarla paylaşmayınca, alt kattakiler şikâyet etmeye, homurdanmaya başladı. İstedikleri kadar sos sadece bize kadardı, tamam, sosu geri çekiyoruz, size de pay edeceğiz desinler, kekin hamuru sosu çoktan emdi. Şimdi hamuru sıkıp cılkını çıkarmadan o sosu geri alamazlar.. Sosu geri aldıklarında da artık pastanın tepe noktası tüm görkemini kaybeder. Bu pasta artık iştah açıcı bir yiyecek olmaktan çıkar, kurtulmak isteyeceğiniz bir çirkinliğe dönüşür.
Son 10 yılda tek bir gün içerisinde birkaç gün yaşar olduk. Sonra onlarca gün yaşamaya başladık. Sonra aylar bir güne sığdı. Yalnız zaman iktidar için başka, bizim için başka işliyordu. Bizler ışık hızıyla uzaya gittikçe yaşlanıyor, onlar ise gençleşiyorlardı. Şimdi iktidar bizi uzay boşluğuna fırlattı ve dona kaldık. Onlar bizim zaman kapsülümüzde ilerliyor ve şimdi onlar için zaman çok çabuk işliyor. Bir günde birkaç günlük gündemle boğuşmak zorunda kalıyorlar. Kendimizden biliyoruz, bu işin sonu bir günde birkaç ay yaşayarak ilerleyecek. İktidar hızla yaşlanıyor, güçten düşüyor. Tutunacak bir dal, güvenecek bir el arıyor ama bulamıyor..
Aaa, biz..
Hoş geldiniz,
Kendi yarattığınız dünyaya hoş geldiniz..
İktidar tarafında şimdi, ekonomik olarak da siyasi olarak da bir domino etkisi göreceğiz. En uçtan devrilen taş, en başa kadar ilerleyecek, mecbur!! Oyunun kuralı bu..
Adaletin terazisini bozduğunuzda, sadece sizin kantar ağır basacak sandınız.. Ama haddi aştığınız için, kantar devrildi. Şimdi, ayarını bozduğunuz kantarda tartılacaksınız..
Bu saatten sonra yapabileceğiniz tek şey, acı ve ihanetle bezediğiniz iktidarınıza yakışır bir final yazmak. Elinizden geldiği kadar çirkin bir final yazın, hikâyeniz bitti.
Evinizin kokusu, her yerden alınıyor..
Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Ancak bu sitenin giderleri var ve tek başıma karşılıyorum. Beni desteklemek isterseniz, lütfen Patreon hesabımdan 3 dolarlık bir abonelik oluşturun.
Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas



