Zincirli Muhalefet

Herkesin boyasının döküldüğü bu dönemi ben çok sevdim..

2023 seçimlerinden beri her yeni maske düştüğünde gülümserim ve zihnime düşer bu cümle.. Asla güvenemediğimiz insanlara neden güvenmemiz gerektiğinin ispatı önümüze düşer ve rahatlarız. İyikiler gelir sonra..

AKP’nin 2023 seçimlerine kadar süren iktidarı süresince mana veremediğimiz ama maruz kaldığımız çokça saçmalık yaşadık. Bize mantıksız geliyordu bazı işbirlikleri, bazı denklemler çünkü mantıksızdı da, ama vatanseverler için mantıksızdı, aklıselim için mantıksızdı.

Siz hiç olaylara ihanet penceresinden baktınız mı?

Bazen zihnimizin terbiyesinden çıkıp olanı olduğu gibi görebilmek için yamuk bakmak gerekir. Bir haini ancak haince düşünerek keşfedebilir, bunun üzerine mücadele alanını geliştirebilirsiniz.

Devlet Bahçeli hafta başında butlana karşıydı ama hafta sonunda butlana karşı mücadele edene karşı olmaya karar verdi. Bunun sebebi iktidar kanadından kendisine yapılmış küçük hatırlatmalar olabilir. Devlet Bahçeli yaklaşık bir yıl önce Erdoğan’a yenildi diye yazıp duruyorum, biliyorsunuz ama o yenilginin taşları bu yıl döşenmedi.

1 Kasım 2015 yılı seçimlerinde milletvekili adayı gösterilmeyen eski MHP milletvekilleri Meral Akşener, Sinan Oğan ve Koray Aydın, olağanüstü kurultay çağrısı yaptı. 15 Mayıs 2016’da yapılması planlanan kurultay, genel merkezin karşı çıkması ve mahkeme kararları nedeniyle gerçekleştirilemedi. O dönem yargı MHP’ye müdahale etti ve Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin atadığı “Çağrı Heyeti” ile 19 Haziran 2016’da kurultay toplandı.

MHP’den ihraç edilen ve genel başkan adayı olan Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ ve Koray Aydın öncülüğündeki kongrede, parti tüzüğünün bazı maddeleri değiştirildi. Ancak 2017 yılında Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 19 Haziran 2016 tarihli tüzük kurultayını ve alınan tüm kararları iptal ederek “yok hükmünde” saydı. Yargının kurultay sürecine müdahalesiyle birlikte MHP yönetimi Devlet Bahçeli’de kaldı ve tüzük kurultayını düzenleyen muhalif isimler partiden ihraç edildi.

AKP’nin kurucusu Meral Akşener MHP’ye geri dönmek istemiş, belki de Erdoğan’ın böl-parçala-yönet talimatıyla MHP’yi ele geçirmeye çalışmış, bölemeyince de yeni parti kurarak ağabeyine olan sadakatine ve hizmetlerine muhalefet cephesinde devam etmişti. Ancak Erdoğan her zaman olduğu gibi bu olayda da bir taşla iki kuş vurmuştu.

MHP’yi parçalayarak bölme işleminden istediği sonucu alamayınca bu sefer mahkeme yoluyla bölünmesine engel olmasının hatırına binaen MHP’yi teslim alacaktı. AKşener’le muhalefeti dizayn ederken, MHP ile milliyetçi oyları ittifakına dahil edecekti. Yani dün partisine butlan olarak atanan Devlet Bahçeli’den özgürlük çağrıları yapmasını beklemek, pek de makul bir iş değildir.. Üstelik Erdoğan’la arasında yıllardır süren gizli savaşı yakın zamanda kaybettiğini de hesaba katarsak, kamuoyu önünde butlandan yana olmamasının imkânsızlığını anlayabiliriz. Aslında 21 Mayıs’ta sadece CHP’ye değil, Devlet Bahçeli’ye de butlan atandı.

Kürt hareketi dizayn edilmedi mi peki? Kürtler büyük sorundu iktidar için. Ele avuca sığmıyorlardı. Kürtlerin gözü pek ve eyvallahsız lideri Selahattin Demirtaş’ı CHP’nin zincirli muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde zindana attırdı ve Kürtlerin zincirli lideri Öcalan’la uzlaşarak iktidarını devam ettirdi. Böylece Kürt siyasi hareketine de Öcalan’ı butlan atamış oldu.

Erdoğan, AKP haricinde tüm kitle partilerinin liderlerini kukla liderlere dönüştürdü. MHP zaten lider partisiydi, liderini ele geçirdi ve ittifakına eklemledi. HDP’de Demirtaş’ı devre dışı bırakıp partiyi Öcalan’a sabitledi ama seçmenini satın alamadı. CHP’de önce Deniz Baykal’a FETÖ aracılığıyla kaset kumpası kuruldu ve bu kumpasın ardından göreve zincirli muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu getirildi. Kılıçdaroğlu öyle bir emir eriymiş ki, Erdoğan meydanlarda açıkça; Kılıçdaroğlu’nun göreve kasetle geldiğini defalarca ifade etmiş ve bir tweetinde şöyle demişti:

“CHP’nin başında bu beyefendi olduğu müddetçe ben de halimize hamd ediyorum. İşimiz kolay.”

Erdoğan tamamen kendisine teslim olmuş bir muhalefet yaratarak MHP’yi, HDP’yi (bugün DEM Parti) ve CHP’yi de esir almıştı ki, İmamoğlu bu oyunu bozdu. Sadece AKP için değil, teslim alınmış tüm siyasi hareket liderleri için tehditti Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu’nu yargı operasyonlarıyla aldı, bu sefer Özgür Özel çıktı başına. Ona da yargı operasyonları yapmak lazımdı ama arkasında partisi sapasağlam duruyordu, halk desteği gün geçtikçe büyüyordu. Ne yapsındı? Mecburen CHP’ye de butlan atadı..

CHP öyle bir parti ki, 100 yıllı aşan bir geleneği olması onu hem koruyor, hem de sınırlarını aşmasına mani oluyor. Örneğin liderlere duyulan sadakat. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu ihanetinin genel başkan olduğu günlere dayandığını konuşuyoruz. Peki ya o ihanet içerisindeyken, bugün karşısında olan, o gün yanında yer alan vekiller ne yapıyorlardı? İtiraz etmelerine, cılız bir muhalefet etmelerine rağmen büyük bir teslimiyet içerisinde eleştirilerini sunup parti için çalışmaya devam ediyor yahut partiden ayrılmak zorunda kalıyor ama asla sistemi değiştirmeye çalışmıyor yahut bunu başaramıyorlardı.

Neden Ekrem İmamoğlu Tatar Ramazan gibi “Ben bu oyunu bozarım!” diyene kadar kimse Kemal Kılıçdaroğlu’na muhalefet edip yenemedi? Çünkü CHP’nin delege yapısı ve lidere olan sadakat ve eleştiren kişinin yalnızlaştırılma kültürü bu korumayı Kılıçdaroğlu’na sağlıyordu. Bunu gören Erdoğan, partinin tamamıyla uğraşmak yerine liderini seçti ve onunla uzun bir süre CHP’yi dizayn etti.

Kılıçdaroğlu CHP’yi arındırması gereken değil, CHP’nin arınması gereken kişidir. FETÖ & AKP ortak yapımı Baykal’a kaset kumpasıyla göreve geldi. Girdiği kurultayları delege ağaları olarak bilinen birkaç kişinin kirli pazarlıklarıyla kazandı ve sonunda AKP yargısıyla CHP’ye çöktü!! Bugünkü ruh hali ve şaşkınlığı, ben bu kadar operasyonla bu partinin başında kalırken, İmamoğlu ve Özel nasıl olup da delegelerin oyunu almış olabilir? Muhakkak tıpkı benim kirli yöntemlerim gibi yöntemlere bulaşmış olmalılar paranoyaklığına dayanıyor.

Kılıçdaroğlu bulaştığı işlerin ve ihanetinin görünmez olduğunu zannederek CHP arınmalı dedi, Deniz Yavuzyılmaz ve Mahmut Tanal hortumu eline alıp hainlere su tuttu operasyon günü. Gerçekten mükemmel bir imge!! CHP’nin arınması gereken kişiler, sarayın lağımında sosa bulananlardır..

Kılıçdaroğlu artık siyasetin değil psikolojinin alanına girer..

Siyasi olarak mevta,  psikoloji için menbaa.. İncele, incele, teşhis koy.. İlginç bir vaka..

24 yıllık hikâyenin sonunda Kılıçdaroğlu AKP’nin zincirli muhalefeti, MHP, Kürt meselesinin hamisi, ABD’nin tüm desteğini alarak hareket eden AKP’nin de o çok şikâyet ettikleri dış güçlerin oyuncusu olduğunu yazdı senarist..

Vay be,

Yalnız, saray eşrafına söyleyelim. Bu oyunu bozacak kişi ne Ekrem İmamoğlu, ne Özgür Özel, ne de Mansur Yavaş’tır.

Oyunu bozacak olan, tüm bu oyunlardan sıkılan ve fakirliğin, mutsuzluğun pençesinde canıyla cebelleşen halk. Halkın karşısında tek dayanağınız ABD başkanı Trump ancak teveccüh rüzgârı öyle sihirlidir ki, bir gün bir bakmışsınız, Özgür Özel’i CNN’e çağırmışlar, İmamoğlu Times’a kapak olmuş..


Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,

Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas