Erdoğan’ın yolu, halkın yolu

Tayyip Erdoğan, iyi eğitim almış, zaman içerisinde önemli firmalarda yahut devlette çalışmış daha sonra da bu tecrübelerini siyasete taşımış bir lider değil. O, büyüdüğü mahallenin ruhunu taşıyan, oradaki insanlarla aynı güdülere ve inançlara sahip biri. Bu yüzde halkla iletişim kurmak için ajanslara, asistanlara, beden dili eğitimi almasına ihtiyacı yok. Milli Görüş geleneğinde öğrendiği üzere her daim halkın içerisinde kalması gerektiğini, bir seçim kazanılacaksa bunu önce halkın gönlünü kazanarak sağlaması gerektiğini uygulamalı olarak öğrenmiş bir lider. Mahallesindeki cemaatlerin jargonuna hâkimdi, çünkü onların diliyle küçük yaşta tanışmıştı. Bu ülkedeki büyük çoğunluğun dinamiklerini anlamak, çözmek için araştırma şirketlerine, danışmanlara ihtiyacı yoktu çünkü o da onlardan biriydi.

Eski yazılarımda onun bu gücüne işaret etmek için şöyle bir cümle kurmuştum:

“Erdoğan halkı kandırmıyor, o bi zatîhi onlar ile aynı kişi.”

Yani yaptığı bir icraatla ilgili halkta rıza üretmesi gerekmedi çoğu zaman, halk zaten onunla aynı fikirde olacaktı. Yaptığı icraatlara itiraz etmek üzere halkın sokağa dökülmemesi, bunun en büyük ispatıdır. Halk, cumhuriyet döneminden kalma şeker fabrikalarının kapatılıp yerine araba fabrikası açılmasını isterdi. Madenlerimizin çıkarılıp işlenmesini isterdi halk. Bu işin fizibilitesini yapmaz, olağan riskleri öngörmez, sonuçta hayal ettiği kaynaklara ulaşamayacağını düşünmez, sadece hayal kurar ve birilerinin gelip onlar için her şeyi halletmesini beklerlerdi.

İşte tüm bunları bildiği için bu zamana kadar gücünü halktan alan bir liderdi Tayyip Erdoğan. Halkla temas eder, onun temel beklentilerini karşılar ve onun aklının ermeyeceği işlerde onlara bir ufuk gösterir ve büyülerdi. Ancak halkla aynı bakış açısına, eğilimlere ve güdülere sahip olan Erdoğan zamanla uyguladığı politikaların gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Eş zamanlı olarak saray kültürü içerisinde yaşamaya başladı. Etrafında onu eleştirecek kimse de, halkın tepkisini görecek bir ortam da kalmamıştı. Halkın onun devri içerisinde ve onun sayesinde değişen güdüleri ve ihtiyaçları artık hemen yanı başında, görebileceği bir mesafede değildi.

AKP’nin ilk on yılında onu durduran, yönlendiren teknokratların yerini, onun isteklerini yerine getirmek için formüller üreten teknokratlar almıştı. Erdoğan dönüşen halkın yeni arzularını yakından temaşa etmek yerine, halkın dönüşümünü reddeden bir aşamaya evirildi. İşte tam bu noktada kendisini güncellemek, yeniye uyum sağlamak yerine, kendisi gibi yeni gerçekliği reddeden kemik kitlesiyle birlikte eski kodlarına dönmeye, evde, mahallede öğrendiği kültüre övgüler düzmeye, bunu gençlere anlatmaya başladı. Ancak karşısında çoktan dönüşmüş bir kitle vardı.

Tıpkı muhafazakâr evlerde zamanın ruhuyla dönüşmeyen, bir yaştan sonra hiç büyümeyen dedeler gibi yasaklarla, cezalarla değişimlerini reddettiği gençleri durdurmaya çalıştı. Ama o gençlik artık yasakları, cezaları takmayacak kadar büyümüştü. O yasak koyarsa gençler kapıyı çarpıyordu. O ceza verirse gençler evi terk ediyordu. Gençlerle onun arasındaki nesil ise ona darılıyordu.

Eskiden halkın adamıydı Erdoğan, gücünü halktan alırdı. Şimdi ise gücünü devletten alıyor ve halkın bundan etkilenmesini bekliyor.

Gücünü aldığı ve onu o yapan merkez değiştiğine göre, iktidarının zemini de değişecek elbette. Bu yeni merkez Erdoğan’ı daha iyi bir noktaya taşıyacak mı göreceğiz. Ancak bu topraklarda defalarca deneyimlediğimiz üzere sırtını halka dayayıp ufku geleceğe çizen lider, kazanır. Türkiye bunu defalarca deneyimledi. Eh, tarih tekerrürden ibarettir.

Kurtuluş Savaşı’nda, Demokrat Parti döneminde, Ecevit’le, Özal’la ve Erdoğan’la aynı hikâyenin tekerrür ettiğini gördük defalarca. Bu halk kendisine güveneni sırtında taşır. Halkımız sofraya birlikte oturmayı, bölüşmeyi, paylaşmayı sever. Bugün bir paylaşım göremiyorlar. Kendileri düğünde takmak için gram altın bile alamaz hale gelmişken, onları yönetenler saraylarda yaşıyor.

Halkımız güçten etkilenir, ancak kendisine karşı kullanılan güçten değil.


Not: Sizlere reklamsız bir yazı okuma deneyimi sunuyorum. Beni desteklemek isterseniz,

Patreon hesabım: https://www.patreon.com/c/nurbetularas